Kitap Okuma Alışkanlığına Dair Her şey…


Uzmanların ve Eğitim Danışmanların Ülkemizdeki Kitap Okuma Alışkanlığına Dair Görüşleri…

Uzman eğitim danışmanları ve psikologlara göre, kitap okuma alışkanlıkları ülkemizde iç açıcı bir durumda değil. Gün geçmiyor ki okuma alışkanlığıyla ilgili haberler ve istatistikler nedeniyle moraller bozulmasın, yüzler gülmesin! Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2017 ve 2018 yıllarında yayınladığı kitap okuma oranlarına göre, kişi başına düşen kitap okuma süresi yalnızca 1 dakika! İşin bir diğer yanı ise, günde 6 saat televizyon seyreden ve 3 saat internette vakit geçiren bizler, nette dolaştığımız ve gazete, dergi gibi yayınları okuduğumuzu da varsayarsak bu oran %3- 5 arasında iyimser bir sonuç olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Türkiye’nin vizyonunu temsil eden Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü  UNESCO’nun verilerine göre, ülkemiz kitap okuma alışkanlığında 86. Sırada yer alıyor! İnanamayacaksınız ama gerçek bu şekilde… Kitap okuma alışkanlığı hakkında konuşulacak çok konu, üzerinde düşünülecek birçok düşünce var. Çözüm odaklı ve uzun dönemli fikirler üreterek, Türkiye halkı olarak, bu konunun toplumsal bir sorun olduğunu kabul etmek başlangıçta yapılması gerekenlerdendir.

Uzman Eğitimcilerin Görüşlerine Önem Vermeliyiz…

Evet kitap okumak deyince herkesin en az 3 – 5 cümle söyleyecek sözü ve önerisi var. Fakat sorunun yani kitap okumanın neden bu kadar önemli ve toplumu ilgilendiren konu olduğu konusunda hepimiz aynı fikirde miyiz? Yoksa yüzeysel çözümler arayanlardan mı? Bu soruyu kendimize samimi bir şekilde cevap verebiliyorsak eğer, doğru bir strateji izliyoruz demektir.

Türkiye’de Düzenli Kitap Okuma Oranları Neden Düşüşte?

Ülkemizde düzenli kitap okumayı alışkanlık haline getiren kişi, her 1000 kişide 1 kişiye karşılık geliyor! Eğitim danışmanlarının sık sık dile getirdiği ve örnek gösterdiği İngiltere, Fransa’da 21, Japonya’da 14, ABD’de ise %12 civarındadır. Bu sonuçların gerçek hayatımıza yansıdığına dair hesaplama yapıldığı boyutların ülke sınırlarını aştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak karşılaşılan her problemin, çözümünün de ayrıntılı şekilde planlanıp, kısa sürede hayata geçirilmesi açısından önemlidir.

Peki Kitap Üretimleri Nasıl Oluyor da Artış Gösteriyor!

Kitap okuma oranlarının azaldığını gösteren veriler bir yerde duruyor olsun, diğer yandan bir grup eğitimci ve uzmanlara göre de ülkemizde kitap okuma alışkanlığı düşüşünün ciddi sonuçlarının aksine, kitap üretiminin her geçen yıl önemli artışlar yaşadığı yönündedir. Bu veriler, elbette ki, tüm sektörlerde farklı yüzdeliklere sahiptir. Örneğin, %63 eğitim alanında, yetişkinlere yönelik inceleme ve bilimsel araştırma içeren kitapların payı, %15, çocuk ve gençlik kitapları oranı ise, %8, dini kitap ve yayınlar %7 iken, yetişkin edebi şiir ve sanatsal kitap yayınlarının oranı ise, %4 oranındadır. Bu veriler ışığında, eğitim sektöründe, okul kitaplarının çoğunlukta olduğu, diğer sektörlerinde gündelik yaşantımızda kişisel tercihlerimizle ilgili seçimlerden kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ülkemizin her köşesinde düzenlenen etkinlik ve organizasyonları, ‘kitap okuma’ ile ilgili ilişkilendirmek ve bu konuda yetkili kişi ve kurumlarla irtibata geçerek, toplumsal sosyal sorumluluk görevimizi yerine getirebiliriz.

Çocukların Geleceğini Düşünen Ebeveynler ve Alanında Uzman Eğitim Danışmanlarıyla Ortak Çalışmalar Yürütmek…

Özellikle son birkaç yıldır çocuk kitaplarına olan ilgi ve oranda yaşanan artışlar, bizleri küçük mutlulukların içimizde filizlenmesini sağlıyor! Çeşitli sivil toplum örgütlerinin ve devletin desteğiyle çeşitli zamanlarda, ‘okuma seferberlikleri’ ve okullarda eğitimcilerin sürekli üzerinde durdukları konu olan kitap okuma konusu ile, evlerde ve kafelerde çocukların ellerinde, çantalarında kitaplar görüyoruz. Bu da biz ebeveynleri oldukça mutlu ve umutlu hissettiriyor. Öte yandan ülkemizde iletişim ve cep telefonları masraflarına ayrılan bütçe 173 TL olup, 4 kişilik bir ailenin yılda yalnızca 5.5 TL ayrılıyor. Bu istatistikler ne derece doğruluk payına sahiptir, tartışılır. Fakat çocuklarımıza okumayı teşvik ederken, yetişkinler olarak, onlara örnek olmamız oldukça önemli başka konunun başlığıdır.

Sadece Okur-Yazar Olmak Yeterli Değildir!

Günümüzde pek çok gelişmiş ülkenin okur-yazarlık konusunu rafa kaldırdığı, eğitimlerde odak noktası olarak, fen bilimleri, uzay bilimleri ve yapay zeka gibi ileride geleceğin meslekleri olan dersleri müfredatına koyarak, gerek ailelere, gerekse de eğitim gönüllerine olan desteklerini sonuna kadar gösteriyorlar.

Ülkemiz şartları ve demografik hedef kitle farklılıkları göz önüne alındığında, böyle ‘örnek eğitim modelini’ oluşturmak ve dahası uygulamak; zaman, maliyet, özveri gerektiren bir süreç gerektirir. Devletin, sivil toplum örgütlerinin ve özel kuruluşlarının bu konuda ortak bir paydada buluşması ve bu konuda uzman eğitim danışmanlarından, psikologlardan ve gönüllü kişilerden oluşan bir ekip kurularak, düzenli aralıklarla okullarda çözüm odaklı bilgilendirici konferanslar büyük bir kitlenin, çözümlerine dair düşünmesine ve yorumlamasına yardımcı olacaktır.

Bireysel Çözümler Yerine, Bütünsel Yaklaşımla Okumanın Yaşı Yoktur!

Ortak bir çözüm önerisi için, tek tek birey olarak düşünmek yerine, toplumsal olarak bütünsel çözüm önerileri üretmek, bu konuda uzman aile danışmanlarıyla birlikte hareket etmek doğru ve yerinde bir yöntem olacaktır. Ebeveynlerin konu ile ilgili danışmanlık hizmeti veren firmaların uzmanlarıyla iletişime geçerek, her çocuk için özel program ve çalışma düzeni belirlemek sağlıklı bir yoldur.  Ayrıca çocukların psikolojik durumu, okul başarısı, arkadaşlarıyla ve öğretmenleri ile ilgili ilişkileri, ders içi ve dışı performansları gibi birçok faktör de okuma alışkanlığını ve de gelecekteki kariyer hayatını etkileyen önemli ölçütler olacağı unutmamalıdır.

Önemli Olan Okuma İsteğini, İşlevselliğe Dönüştürecek Alışkanlıklar Kazandırmaktır!

Çocukların her geçen gün dış dünyada farklı ve yeni, farklı değişikliklerin içinde olduğu, dış dünyadaki tutum ve zihinsel aktivitelerinin verimli kullanmaları konusunda tüm uzmanlar tek bir fikri savunuyorlar. O da birkaç püf noktasına dayanıyor. İlki, çocuğun ev hayatı dışında, okulda ve yakın çevresinden gördüğü ve taklit ettiği davranış ve tutumlar. Diğer yanda ise, ailesiyle büyük çoğunluğunu geçirdiği ev ortamıdır. Ailelere düşen görev, çocukların belki de hayatlarında ilk kez gördükleri veya karşılaştıkları durum ve olaylar karşısında sordukları sorulardır. Her çocuğun yaşadığı doğal ortamı ve çevresi farklılık gösterdiğinden, hayal dünyasını anlayabilmek için, ebeveynlerin oldukça sabırlı ve istekli davranması, çocuğun ‘merak’ duygusunun önüne geçmeden, ılımlı, pozitif ve gerçekleri onun anlayabileceği bir dilden konuşulması, anlatılması gerekir. Bu noktada uzman danışmanlardan ve pedagoglardan fikir ve hizmet alarak, çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, onunla aynı dili konuşmak önemlidir. Ayrıca evinizde bulunduracağınız bir kütüphanede onun ilgisini çeken kitaplar ve dergiler bulundurarak, bu süreci hızlandırabilirsiniz. Gerisi sizin yaratıcılığınıza ve sabrınıza kalmış! Herkese iyi okumalar…

Uzman Eğitimcilerinin Önerisi, Kitap Okuma Alışkanlığı Nasıl Kazanılır?

Uzman eğitimcilerin önerileri doğrultusunda eğitimin bir parçası olarak görülen kitap okuma konusunun, aslında hayatımızın tam odak noktasında, bir kültür ritüeli olarak yaymamız ve kabul etmemiz bize yol gösterecektir. Dolayısıyla duruma daha spesifik yaklaşarak, kitap okumanın artmasına yönelik çözüm arayışlarını çoğaltmakta fayda var. Özellikle küçük yaşlardan itibaren edinilen alışkanlıklar, hayatımızın %60’a yakınında gelişimimize etki eden bir süreç olarak karşımıza çıktığı uzman eğitimciler tarafından açıklanmıştır. Ayrıca çocuklarımızın okuma alışkanlıkları konusunda, hayata karşı görüş ve muhakeme yetenekleriyle, eleştirel düşüncenin erken yaşta kazanılması konusunda danışmanlar hemfikirdir. Bir baba olarak, derslerinden daha çok dikkat ettiğim şey çocuklarımın kitap okuma alışkanlığı kazanması. Bu yazıda, kitap okuma alışkanlığı kazanma ile ilgili pratik önerilerimi paylaşacağım.

50 Sayfa Kuralını Uzman Eğitim Danışmaları Öneriyor!

50 sayfa okudun ve hala kitabın içine giremediysen bırakıp başka bir kitapta şansını deneyebilirsin önerisini eğitimlerde ve sempozyumlarda sıkça dile getiren uzmanlar, çocukları bıktırmadan kitap okuma alışkanlığının edinilmesi gerektiğini vurguluyorlar. Çocuk, kendini kitabı bitirmek zorunda hissetmemeli. Örneğin, sizi içine almayan bir kitabı okumaya zorlarsan, bir süre sonra kitap okumaktan çok fazla sıkılabilirsiniz. Ve bu sıkılmayı bütün kitap okuma sürecine genellerseniz, kitap okumaktan soğuyabilirsiniz. Her kitabı seveceksiniz diye bir kural olmadığını bilmenizde fayda vardır. Bu sebeple, sevdiğiniz kitapları okumanız, boş zamanlarınıza zenginlik katacaktır.

İlginç Kitaplarla Yeni Alışkanlıklara Başlamanın Altın Kuralları Üzerinde Duran, Uzman Eğitimcilerin Önerileri…

Uzmanların değindiği başka bir ayrıntı da kalın ve karmaşık kitaplardan ve çok fazla bilimsel kitaplar, teknik terimleri olan kitaplara girmeden, günlük dille yazılmış öneri şeklinde olan yayıncıların kitaplarını okumak, başlangıçta herkesin severek okuyacağı kitaplar arasındadır. Ek olarak, ağırlık kaldırmak gibi düşünün, ilk başta amacımız bir alışkanlık kazanmaktır. Bazen çevremizdeki insanlar bizim seviyemizi ve ilgi alanımızı bilmeden bize kitap önerebilirler. Bu kitaplar çok fazla teknik terim içerebilir, akademik olabilir ya da çok uzun olabilir. Böyle kitaplarla başlamak okuma alışkanlığı kazanmamızı zorlaştırır veya engeller.

Özel Danışmanlık Firmaları Uyarıyor: Günün Her Saati İçin Kitabınızı Yanınızdan Ayırmayın!

Özel danışmanlık hizmeti veren uzman kişilere göre, ülkemizde son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle alışkanlıklar ve boş zaman aktiviteleri de buna bağlı olarak değişkenlik göstermiştir. Gün içinde çok fazla bir şey yapmadığımız zaman dilimi oluyor. Sıra beklemek, yolculuk yapmak gibi aktiviteler ilk etapta verilen ve çoğaltılabilir örneklerdir. Bu boş zamanlarımızın çoğunu ya cep telefonuyla oyalanarak ya da sıkılarak geçiriyoruz. Bunun yerine her an yanımızda bir kitap bulundurursak bu zaman dilimleri bizim için çok faydalı okuma saatlerine dönüşebilir. Bu sebeple çantamızda her zaman bir kitap bulundurmak çok işe yarayacaktır. Aynı zamanda bu faktörlerin üzerine eklenebilecek maddeleri kısaca siz okurlarımız için derledik…

İstikrar:

Yeni bir alışkanlık kazanırken en önemli şey istikrarlı olabilmektir. Eğer istikrarlı olamazsak, kısa süre sonra kazanmaya çalıştığımız alışkanlık hayatımızdan çıkacaktır. Ben hızlı başlangıçların  sonunun çoğu zaman hüsranla bittiğini düşünüyorum. Birçok konuda çok çabuk gaza gelip çok hızlı başlıyoruz. Ancak bu yoğunluk çok kısa süre sonra sıkılma yaratma ihtimali yüksektir. Bu nedenle daha esnek ve sürükleyici kitaplarla başlangıç yapmak en doğru seçimdir. Ve kazanmak istediğimiz alışkanlığın kalıcılığı açısından çok önemlidir. Uzman aile danışmanlarının ve Denizlili eğitim danışmanı Murat Tepe olarak naçizane fikrim, kitap okuma alışkanlığı için başlangıç süresini 20 d.k olarak belirlenmesidir. Ne olursa olsun, bayram-seyran, ölüm-kalım demeden asla aksatmadan günlük 20 d.k kitap okumak, ideal bir başlangıç için yeterli olacaktır.

Okuyup Bitirdiğin Kitapların Listesini Yapmak: 

Geriye dönüp baktığında sizi motive edecek bir şeyler olmalı. Kitap okuma konusunda bu motivasyon, okuduğunuz kitaplar olacaktır. Şimdi birçok kırtasiyede satılan çok güzel defterler var. Böyle okuma defteri edinmenizi bir eğitim danışmanı olarak öneririm. Bu defter hem kitap listesi yapmak hem de okuduğunuz kitaplardaki sevdiğiniz cümleleri yazmak için oldukça yararlıdır. Ayrıca defteri doldururken, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Ayrıca okuduğunuz kitapları sosyal medyada paylaşabilir ve arkadaşlarına tavsiye edebilme fırsatınızda vardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir